Wednesday, May 28, 2008

Sürpriz?

Fatih Terim elenen isimleri açıkladı: İbrahim Kaş, Yıldıray ve Halil. Sürpriz mi? Belki başka bir teknik direktör olsa sürpriz diyebilirdik ancak artık Terim'in "Bakın nasıl herkesi şaşırttım" mesajı vermekten başka bir amacı olmadığının açık olduğu hareketleri sürpriz olmaktan çıktı bence.



İbrahim Kaş: Önceki postta dediğim gibi ben defansta önce Gökhan Zan'ı sonra Emre Aşık'ı tercih ederdim göndermek üzere. Hele ki sağ bekteki alternatiflerimizin bu kararla birlikte sakat ve ne seviyede oynayacağı belli olmayan Hamit'le, artık tekrar üstüne konuşmak istediğim Sabri olduğu düşünülünce. Ancak yine de Emre Güngör gitmediği için mutluyum belki bir ihtimal Servet-Emre Güngör defansı izleyebiliriz diye umuyorum hala.






Yıldıray: Tam bir şapkadan çıkan tavşan. Tamam Yıldıray kendini geliştirmedi ve yerinde saydı dedik ancak, Tümer ve Kazım dururken (Kazım'ı savunanları gerçekten anlamıyorum, şike skandalı yüzünden bir daha milli takıma alınmaması gerektiğini düşündüğüm Gökdeniz madem alınıyor, Rusya'daki formuyla 10 kez tercih edilir) Yıldıray'ın gitmesine söyleyecek söz yok. Tamam Terim Tümer'in maç kazandırma becerisine güveniyor ama bu sene hiçbirşey yapmadığı da ortada. Umarız Ukrayna deplasmanı gibi bir mucize çıkartmayı başarabilir ondan.



Halil: Mevlüt'ü sadece Uruguay maçında kısa süre izleyebildim, pek birşeye benzetemedim ama Fransa gibi bi ligde o kadar gol atmak çok kolay değil,belli bir potansiyeli olduğuna inanıyorum hala. Halil de daha önce dediğim gibi oldukça formsuz bir sezon geçirdi,çok da yanlış bir tercih değil bence.

Tuesday, May 27, 2008

Pique Barca'da



Barcelona'nın transfer hareketı devam ediyor. 2004 yılında kendi B takımlarından ayrılıp Manchester'ın yolunu tutan ve özellikle 06-07 sezonunda Zaragoza'da kiralıkken gösterdiği performansla beğeni toplayan 21 yaşındaki savunma oyuncusu Gerard Pique'yi kesin olarak açıklanmayan ancak birkaç milyon euro civarında olduğu tahmin edilen bir bedel karşılığı geri aldılar. Oldukça beğendiğim bir futbolcudur, Vidic-Rio ikilisinin arkasında şans bulamayacaktı pek,hem kendisi hem Barca için oldukça iyi bir transfer oldu bence.

Monday, May 26, 2008

Seydou Keita Barca'da


Korkunç bir sezonun ardından transfer piyasasına hızlı giren ve adı birçok oyuncuyla anılan Barcelona ilk transferini Sevilla'dan Keita'yı 14 Milyon € karşılığında kadrosuna kattı. Değer mi? Bence değer, Keita bu sene Sevilla'nın futbolunu sürükleyen bir numaralı adamdı. Bu duruma Yaya Toure yolcu gibi geldi bana,bakalım...

Transfer Dedikoduları

Bu yaz transfer piyasası son yıllarda olmadığı kadar hareketli olacak gibi gözüküyor. Futbol piyasasının en önemli 10-15 oyuncusu arasında yer alan isimlerden birçoğunun isminin bu kadar dedikoduda geçtiği bir off-season'ı uzun zamandır yaşamamıştık.

Bu isimlerin başında Chelsea'de mutsuz bir sezon geçiren Drogba geliyor. Barcelona, Milan, Inter ve Real Madrid bu oyuncunun birlikte anıldığı takımlar. Ancak Drogba'nın İtalya'ya gitmek istediği söyleniyor. Bir kaç gün içinde beklenildiği gibi Jose Mourinho Inter'e imza atarsa Drogba'nın adresi de orası olur gibi. Bu olmazsa Milan'ı 2. şanslı takım olarak görüyorum.

Robinho hakkında da dedikoduların ardı arkası kesilmiyor. Sözleşmesi 2010'da sona erecek olan Robinho sözleşmenin bir maaş zammıyla birlikte uzatılmasını açıkça talep ediyor. El Galacticos henüz bu talebe karşılık vermedi ve teklifleri bekliyor. Robinho'nun menejeri Chelsea'nin 35 milyon 'luk bir teklif yapmaya hazırlandığını söyledi. Ortalığı kızıştırma amaçlı menejer dedikodusu olabilir ancak bu sene Abramovic'in yeniden bir harcama çılgınlığına girmesi de gayet olası. Bir başka dedikodu ise çok daha eğlenceli: Haftalardır resmi Cristiano Ronaldo'nun Madrid'e transferi gazetesi gibi davranan Marca Manchester United'ın teklifi değerlendirmeye hazır olduğunu ve ortaya çok yüksek de olsa bir fiyat koyduklarını iddia etti. Teklif: Robinho+Ramos+Diarra+50 Milyon . Ronaldo tartışmasız dünyanın en iyi futbolcusu ve ne verilirse verilsin satmam dediğim bir adam,sonuçta onu satıp kimi alacaksınız? Ancak bu üçlü artı o paraya gelebilecek +1 oyuncuyla Man U da daha iyi bir takıma sahip olabilir mi iyi değerlendirmek lazım. Gerçi Real Madrid'in diğer ikisi bir yana da Ramos'u böyle bir teklife dahil etmeyeceği açık bence.

Bir başka takas dedikosu da dünyanın en iyi futbolcusu tartışmasında benim gözümde adı geçebilecek 3 oyuncudan biri olan (diğeri de Messi'dir) Kaka hakkında ve o da oldukça ilginç. Drogba+Carvalho+Nakit para = Kaka. Bu da oldukça ilginç bir takas olur. Milan açısından mantıklı olabileceğini düşünüyorum. Drogba'yı zaten istiyorlardı,üstüne defansın ortasında Nesta'nın yanına bulamadıkları partneri bulmuş olacaklar. Ronaldinho da gelirse Kaka'nın yerini tam olarak dolduramasalar da eksikliğini telafi edebilirler.


Tabi ki bunların tamamı dedikodudan ibaret ancak en azından takasların bir tanesi gerçek olsa da seneye bambaşka takımlar izlesek, futbol adına keyifli olur gibi.

Sunday, May 25, 2008

Ah Fatih Hocam ah...

Yedin bitirdin kendini,kapasiteni egon ve kişilik sorunlarınla... Bu kafayla İsviçre'de mezarına son çiviyi de çakarız artık

Fatih Terim, “İdeal 11’i hâlâ göremedik. Ne zaman 11’i sahada görebileceğiz?” sorusuna da kızarak, “Ne demek hâlâ. Bazı oyuncuları oynatamıyorum. İşi bir felaket durumuna getirmeyin. Taş gibi bir Uruguay takımıyla oynadık. Hâlâ derken bu hâlâyı biraz dikkatli kullanın. Kazandığımız zaman her şey güllük gülistanlık olmuyor. Ben yüzleşelim derken hepimiz yüzleşelim” dedi.

Türkiye - Uruguay


- Skora çok sevindim,özellikle 2. golden sonra baya mutlu olduğumu söyleyebilirim. Neden? Çünkü herşeye rağmen bu 26 kişilik kadrodan şu görüntüden çok daha iyi bir futbol çıkabileceğine dair küçük bir umudum var. Umudum neden küçük? Çünkü Fatih Terim'in gerçek dersler alacağına dair umudum küçük,ama yine de fakirin ekmeği yapacak birşey yok.

- Gökhan Zan'ın EURO 2008 kadrosunda yer alması alenen futbol cinayeti olur,başka birşey değil. Değil A Milli Takım, Beşiktaş, bence TSL'de başaltı oynayan (Sivas,Kayseri vs.) takımlarda dahi forma giyemeyecek kadar kötü bir stoper. İnanılmaz derecede ağır olması,topla ilişkisinin 0'ın altında olması zaten bildiğimiz zaafları ancak, bunları Emre Aşık'ın iyi zamanları gibi tecrübe,oyun sezgisi ve mücadele bileşimiyle kapatması da mümkün değil. Beşiktaş'ta bu sezon çok kez olduğu gibi hemen hemen her pozisyonda gölge markajından başka birşey yapmıyor. İkinci yarı Uruguay dalga dalga gelip ceza sahamızda at koştururken maçı izlediğim İngiliz spiker adını bile söylemedi, o derece müdahil olmaktan uzak oyuna. Toroman veya Emre Güngör'ü geçtim, OFTAŞ'lı Giray, Kayserili Aydın'dan filan dahi herhangi fazlası yok. Umarım Fatih Terim bir kez olsun hatasını kabullenme büyüklüğünü gösterir ve geri gönderir. Yoksa eyvahlar olsun.

- Emre Aşık da artık bitmeye başlamış yavaş yavaş. Kendini hazır tutması ve mücadelesiyle iyi bir yedek olabilir ancak o kadar, daha ötesi değil. Bu durumda bize düşen Servet'in iyileşmesi için dua etmek. Bu durumda da çıkacak defans büyük ihtimal Servet-Emre Aşık olacak ancak göz var izan var, ligin koca 2. yarısı boyunca en azından bir uyum gösteren Servet-Emre Güngör yine üst düzey bir savunma hattı olmasa da bu kadrodan çıkabilecek en makul karardır. FT yapar mı? Çok şüpheli.

- Defans böyleyken orta saha ve hücum iyi olsa belki takım adına sevinebilirdik ancak o da yok. Emre klüp takımlarında ne kadar az şans bulsa da milli takımda performansını hep arttırırdı. Ancak sakatlıklarla dolu bir sezondan sonra bu kez bunu başaramayacak gibi görünüyor. Yaratıcılığı tamamen bitmiş durumda. Yıldıray desen maalesef senelerdir yerinde sayıyor. Orta sahada ofansif anlamında birşeyler yapabilen tek oyuncu Arda.

- Nihat'tan tek forvet falan olmaz, zaten bunu görmek için futboldan çok anlamaya da gerek yok. Anlıyorum yerden oynayan pivot santrforsuz bir düzen istiyoruz da bu düzende Kazım'ın işi ne o zaman? İlla bir 4-3-3 klonu oynayacaksak ve bu düzen santrforsuz olacaksa o üçlüden biri mutlaka Tuncay olmalı. Uruguay C takımıyla bile üstümüze 4-5 kişi gelebilirken biz ceza sahasına adam dahi sokamadık.

- Başta umudum var demiştim ama yazı ilerledikçe ve düşündükçe umutsuzluğum arttı. EURO96'dan daha kötü olamayız elbet ama, o civarlarda bir derece bizi bekliyor gibi.

Sunday, May 18, 2008

EURO 2008 - Türkiye

Fatih Terim'in açıkladığı kadro her zaman olduğu gibi çok tartışıldı. Alınması ve alınmaması tartışılan oyuncuları tek tek değerlendiricem.

Hakan Şükür: Türk futbol tarihinin en büyük ve en çok tartışılan futbolcusu. Alınmaması yine tarikat ilişkileri üzerinden tartışılmaya çalışılıyor ancak ben bunun bir faktör olduğuna inanmıyorum. Hakan'ın kim olduğu yıllardır belli,şimdi mi geldi Fatih Terim'in aklına yani. Futbol olarak bakıldığında Hakan'ın şu kadroya girmesi mümkün değil ancak takımı motive etmesi,zaman zaman 20 dakika oyuna sokup etkili olması için alınabilir miydi? Belki evet,ancak alınmaması da yanlış bir karar değil kesinlikle.

Mehmet Yıldız: Özellikle Portekiz maçı gibi kapanacağımız maçlarda çok faydalı olabilirdi bence. Tam anlamıyla Milli Takım seviyesinde bir oyuncu olduğundan emin değilim ancak, bu emin olmama durumu örneğin Semih için de geçerli. Birkaç değerlendirmede okuduğum ve kadroya bakıldığında da doğrulanabileceği gibi pivot santrforlu bir düzenden vazgeçtiyse eğer Terim bu tercih daha kabul edilebilir oluyor. Bakalım,biraz da turnuva başladıktan sonra göreceğiz. Ancak eğer santrforda Halil'i görürsem ilk 11'de çok küfredebilirim Yıldız'ın olmamasına.

Ümit Karan: İşte hiç anlamadığım bir tercih. Aslında anlıyorum,maalesef karakter sorunları teknik direktörlük başarısını yıllardır örseleyen Terim'in Ümit konusunda ne kadar takıntılı olduğunu Ümit başta olmak üzere hepimiz biliyoruz. Ancak bu sene ceza sahası içi,tek vuruş santrforluğu konusunda dersler vermesinin yanısıra gezen,basan,defansına yardım eden,kanatlara açılan,orta yapan, kısacası bir modern santrforun yapması gereken herşeyi yapan Karan nasıl olur da Mevlüt ve Halil'in gerisinde kalır anlamak mümkün değil.

Mehmet Topuz: Sahadaki en az 3-4 pozisyonu yedekleyebilecek bir oyuncu, ligin belki de en değerli Türk futbolcusu Arda'yla birlikte. O kadar etmeyeceğini düşünsem de 10 milyon euro'ların konuşulduğu bir oyuncu. Ancak Sabri Sarıoğlu Fiorentina aşkına oynadığı 3 maç sayesinde kadrodayken, Topuz yok. Yorum dahi yapmakta zorlandığım bir tercih.

Nuri Şahin: Çok konuşulmuyor belki ama, Fatih Terim ilk geldiğinde,yeniden bir jenerasyon yakalıyacaz diye atıp tuttuğunda o jenerasyonun etrafına kurulacağı ilk adamlardan biriydi Nuri. Feyenoord'da gayet de istikrarlı bir sezon geçirdi. 29 maç oynadı, 6 gol 5 asisti var. Şimdi bu genç oyuncu böyle bir sezondan sonra girmeyecekse takıma ne zaman girecek?

Halil Altıntop: Bundesliga çok yakından takip ettiğim bir lig, hiç bir zaman üst düzey bir oyuncu olarak görmediğim Halil, bu seneki vasat ötesi formuyla nasıl girer milli takıma?

Semih Şentürk: Milli Takım topçusu olarak görmüyorum ama sonuçta ligin gol kralı, çok da tartışmaya gerek yok,haketti.

Sabri Sarıoğlu: Galatasaray'da katlanmak yeterince kötüydü, bir de Milli Takım'da izliycez, hele bir de Gökhan Gönül yetişmezse, of ki ne of. Düşündükçe Topuz kararına daha da sinirleniyorum.

Kazım Kazım: En anlamadığım tercihlerden biri. Kazım ne yapmıştır bu sezon? Yarım Chelsea, bir Beşiktaş maçında top oynadı ve bu milli takıma alınmasına yetti öyle mi? Kontraataklarda etkili olabilecek bu tarz bir oyuncumuz olmadığı söyleniyor, santrfor kullanmayacaksak, Kazım'ın kanatta bir çalım sonrası güzel bir orta formülünü kiminle uygulayacağız bunu soran yok.

Emre Belözoğlu: Milli Takım'a alıncak hiçbir şey yapmamış olmasına karşılık, Fatih Terim onu oynatmayı bir şekilde beceriyor, o yüzden çok fazla itiraz etmiyorum bu tercihe.

Gökhan Zan: Her Beşiktaş maçı izlediğimde değil Beşiktaş, Super Lig'de bu adamın ne işi var diye düşündüğüm Gökhan milli takımda. Emre Güngör ve İbrahim Toroman dururken nasıl çağrılıyor,hangi akla hizmet,anlamıyorum,anlayamıyorum.

Mevlüt Erding: Genç ve yetenekli bir oyuncu,zaten son 23'te olmayacaktır muhtemelen, o yüzden atmosfer görsün çocuk diye çağırılmış olabilir. Ondan daha fazla hakeden isimlerin yerini alması dışında itirazım olan bir isim değil.

SONUÇ: Çok kötü bir kadro tercihi,ama umarım yine haydi aslanlar gazıyla beklentilerin üstüne çıkar takımımız. Tahminim ise, Çekleri yeneriz,Portekiz'e yeniliriz. İsviçre maçı ortada, o maçın sonucu gruptan çıkıp çıkamayacağımızı belirler. Bir üst turda eleniriz.



Goalkeepers: Volkan Demirel (Fenerbahçe SK), Rüştü Reçber (Beşiktaş JK), Tolga Zengin (Trabzonspor).

Defenders: Gökhan Gönül (Fenerbahçe SK), Sabri Sarıoğlu (Galatasaray AŞ), Gökhan Zan (Beşiktaş JK), İbrahim Kaş (Beşiktaş JK), Emre Aşık (Galatasaray AŞ), Servet Çetin (Galatasaray AŞ), Hakan Balta (Galatasaray AŞ), Uğur Boral (Fenerbahçe SK).

Midfielders: Mehmet Aurélio (Fenerbahçe SK), Mehmet Topal (Galatasaray AŞ), Emre Belözoğlu (Newcastle United FC), Tümer Metin (Larissa FC), Yıldıray Baştürk (VfB Stuttgart), Hamit Altıntop (FC Bayern München), Ayhan Akman (Galatasaray AŞ), Arda Turan (Galatasaray AŞ), Tuncay Şanlı (Middlesbrough FC), Kazım Kazım (Fenerbahçe SK), Gökdeniz Karadeniz (FC Rubin Kazan).

Forwards: Nihat Kahveci (Villarreal CF), Halil Altıntop (FC Schalke 04), Semih Şentürk (Fenerbahçe SK), Mevlüt Erding (FC Sochaux-Montbéliard).